Basın Açıklamaları

AKP’nin salgın yönetimi fırsatçılık ve yalan siyasetidir!

Koronavirüs salgını karışışında ülkemizde AKP iktidarı tarafından atılan adımlar gerçek anlamda sermayenin çıkarlarını ve sömürü düzeninin bekasını korumaktan başka bir anlama gelmemektedir.

Bugün ortaya çıkan gerçekler AKP’nin manipülasyon ve yalan siyasetinin tel tel dökülmesi olarak görülmelidir.

Bu yalan siyaseti, ekonomik kriz ve salgın yönetimini her şekilde emekçilerin sırtına yıkmış olup, gelinen noktada hiçbir şey olmamış gibi davranmaktadır. En azından ülkemizdeki vaka/hasta ve koronavirüs nedeniyle yaşanan ölüm sayıları üzerinden yapılan münipülasyonlar bile bunu açık bir şekilde göstermektedir.

Geçtiğimiz aylarda sokağa çıkma yasakları devam ederken fabrikaların tam gaz işlemeye devam ettiğini ve gözü dönmüş patronların işçileri hasta hasta fabrikalara hapsederek çalıştırmak istediğini unutmayalım.

Bugün ise normalleşme adı altında Türkiye işçi sınıfının bütünü salgınla açık bir pençeleşme politikasına kurban edilmiş durumdadır.

AKP iktidarının patronlara çektiği kıyakları, salgın nedeniyle işçilere dayatılan ücretsiz izin uygulamalarını, işten çıkarmaları, “işten çıkartmalar yasak” denilerek emekçilerin asgari ücretin yarısına mahkum edilmesini hala güncel olarak yaşamaktayız. AKP’nin kriz yönetiminden anladığı tam da budur.

Ücretsiz dağıtılamayan maske rezaletini, IBAN numarası vererek halktan devlet adına para istenmesini, patronların çıkarları adına üniversite sınavlarının tarihleri ile oynanmasını, yaz aylarında hasta sayılarının düşük gösterilmesini, hiçbir önlem almadan ve hazırlık yapılmadan okulların açılmasını, parlatılan EBA’nın çöküşünü, başta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nınki olmak üzere pandemi fırsatçısı özel hastanelere çekilen kıyakları, salgının tüm yükünün sağlık emekçilerin üzerine yıkılmasını ve tüm emekçilerin yaygın test ve koruyucu olanaklarından mahrum bırakılmasını unutmadık.

Mesele ekonomik kriz ve salgın olunca patronlarla AKP iktidarının çıkarlarının ve yollarının nasıl ortaklaştığını açık bir şekilde görmekteyiz.

İşte bu yüzden tüm emekçi halkımızın da kriz fırsatçısı iktidara karşı aşağıda ifade ettiğimiz politik talepler etrafında yan yana gelmeye ve örgütlenmeye çağırıyoruz.

·      Tüm Türkiye’de yaygın bir kamulaştırma programı uygulanmalı, özelleştirme adı altında yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekilen tüm işletmeler devletleştirilmelidir. Başta eğitim ve sağlık olmak üzere özel sektörün cirit attığı tüm alanlar bu programa dahil edilmeli, özel sağlık ve eğitim kurumları da devletleştirilmelidir. Eğitim ve sağlık hizmetleri her düzeyde ücretsiz hale getirilmelidir.

·      Salgınla mücadelenin temeli yayılımı engellemektir. Ülkemizde salgın kontrol dışına çıkmıştır. Bunun için en azından 14 günlük ve tüm ülkeyi kapsayan bir karantina dönemi ilan edilmelidir.

·      Buna paralel olarak, kölelik anlayışı olan ücretsiz izin uygulamasına son verilmeli, ücretli izin uygulamasına geçilmeli, bugün işçilere reva görülen sefalet ücreti uygulamasına son verilmelidir.

·      Sağlık ve eğitim alanında seferberlik başlatılmalı, tüm sağlık ve eğitim kurumlarının mahalli ölçekte yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Koronavirüs hastaları ile diğer hastalar için hizmet veren sağlık kurumları mutlak olarak ayrılmalı, birinci basamak hizmetleri  yaygınlaştırılmalı ve personel planlaması yapılmalıdır.

·      Aynı şekilde eğitimin aksamaması için uzaktan eğitimin olanaklarının geliştirilmesinin yanında mutlak olarak yeni derslikler yapılması ve ülkemizdeki atanamayan on binlerce öğretmenin atanması önem taşımaktadır.

Bugün AKP iktidarının salgını yönetemeyeceği, aslında yönetmek gibi bir niyeti de olmadığı ayyuka çıkmıştır.

Böylesi bir tabloda ekonomik krizin ve salgının sonuçlarının sırtımıza yüklenmesine izin vermeyelim.

Gelin emekçilerin örgütlü gücüyle neleri değiştirebileceğini gösterelim.

To Top