Basın Açıklamaları

Gericilik ve emperyalizm ile mücadele etmeden barış gelmez!

1 Eylül günü, bir emperyalist kutup olarak dünyayı yeniden paylaşma peşindeki Alman faşizminin 1939 yılında Polonya’yı işgal ederek başlattığı ve en sonunda 1945 Mayısı’nda Sovyetler Birliği Kızıl Ordusu tarafından Alman Meclisi’ne dikilen bayrakla sona erdirilen insanlık tarihinin en büyük kıyımı İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcı olarak dünya halklarına barışı hatırlatmak için kutlanmaktadır.

Savaşın tarihi ve sonu barışın uzlaşmayla değil, emperyalizme direniş ve mücadeleyle elde edilen bir zaferin ta kendisi olduğunu bize göstermektedir. Bu barış, böylesi bir zaferin kazanılması için on milyonlarca komünistin ve başta Sovyet halkları olmak üzere tüm kıtalardan emekçilerin canları pahasına ortaya koydukları büyük bir fedakarlığın eseri olmuştur.

Çatışmalar ve savaşlar reel sosyalizmin çözülmesinden bu yana dünyanın dört bir yanından eksik olmadı. Emperyalist ülkeler önce eski sosyalist blok ülkelerini ve ardından “Soğuk Savaş” döneminin “üçüncü dünya” ülkelerini bağımlı kılmak üzere türlü yöntemlerle müdahalelerini sürdürüyor.

Irak ve Afganistan ile birlikte İran’ın hedefte olduğunu biliyoruz. Yanı başımızda Suriye’yi yakıp yıkan bir savaş devam ediyor. Ukrayna’da Nazi işbirlikçilerinin artığı faşist çeteler bir iç savaşı sürdürürken eskisi gibi gündemde olmasa da Yemen’de ve Libya’da benzer şekilde iç savaşın sonu görülmüyor.

Ekvador’da başarıya ulaşan Amerikancı müdahale Venezuela’yı ve Küba’yı hedefinde tutuyor. Yugoslavya’yı parçalayan NATO ve Avrupa Birliği’nin hedefinde son olarak Belarus’ta yine Nazi işbirlikçilerinin artığı faşist çetelerin başını çektiği işbirlikçiler emperyalizmin ülkeye müdahalesine maşa oluyorlar.

ABD’nin Çin’e karşı müdahaleleri bir yandan Şincan’dan Arakan’a Müslümanların yaşadığı bölgelerde cihatçı terör çeteleri üzerinden sürdürülürken bir yandan da Hindistan sınırında ve Güney Çin Denizi’nde sıcak çatışmalara varan gerilimler yaşanıyor.

Tüm bunların ortasında ülkemiz AKP iktidarının eliyle uluslararası enerji tekellerinin çıkarları doğrultusunda şekillenen bir Doğu Akdeniz kriziyle uğraşıyor.

Tüm bu tablonun gösterdiği emperyalizmin işbirlikçileri eliyle sürdürdüğü ve savaşlara dönüşmesinden çekinmediği müdahalelerin karşısında emekçilerin tek seçeneği emperyalizmle ve onun gerici işbirlikçileriyle sonuna kadar mücadele etmektir.

Tüm dünyada adil ve kalıcı barış için sömürü düzenine ve emperyalizme karşı mücadele bir zorunluluktur. Emperyalizme, gericiliğe ve sömürü düzenine karşı yürütülmeyen bir barış mücadelesi halkları ancak köleleştirir.

Bölgemizde ve dünyada barışın egemen kılınması sermayeye, gericiliğe ve emperyalizme karşı mücadeleyi büyütmekten geçer.

Bu topraklar, anti-emperyalist mücadeleyi büyütmek için gerekli olan potansiyele sahiptir.

Ülkemizde ve bölgemizde barış, Türk, Kürt, Arap başta olmak üzere bütün emekçilerinin anti-emperyalist mücadelesiyle gelecektir.

Partimiz Türkiye Komünist Hareketi, bunun bilinciyle, bölgemizdeki bütün halkların kardeşçe yaşayacağı bir gelecek için mücadelesini yükselterek sürdürecektir.

Kahrolsun emperyalizm!

Kahrolsun gericilik!

Yaşasın barış!

Türkiye Komünist Hareketi

To Top