Basın Açıklamaları

KADINLARA YAŞAM HAKKI TANIMAYAN BU DÜZEN DEĞİŞMELİ

Ülkemizde ve dünyada kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri her geçen gün artmaktadır. Her güne bir kadın cinayeti haberi ile uyanıyoruz. İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre 2009- 2018 yılları arasında 3 bin 82 kadın öldürüldü.

Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü dolayısıyla bir kez daha ”kadına şiddete son” mesajları verilirken öte yandan kadınları ikincilleştiren, cinsiyet ayrımcılığını körükleyen gerici politikalar yeni bir toplumsal yapı inşa etmenin aracı olarak devrededir. Türkiye’nin yaşadığı rejim değişikliği, cumhuriyetin temel dayanaklarından biri olan laiklik ilkesinin ayaklar altına alınması, toplumsal yapının gerici referanslarla yeniden tanımlanması son on sekiz yılda kadınların yaşamını bir cendereye sokmuş, kadın cinayetleri, taciz, kadına yönelik şiddet önü alınamaz bir hal almıştır.

AKP iktidarı değişik makamlar aracılığı ile her fırsatta kadın erkek eşitliğinin fıtrata aykırılığını propaganda etmektedir. Gericilerin vaazları, iktidarın politikaları, yargının skandal kararları kadın düşmanlığını körüklemekte, şiddet ve cinayetler artmaktadır.

AKP iktidarı  kadına yönelik artan şiddeti önleyecek politikalar geliştirmek bir tarafa İstanbul Sözleşmesini tartışmaya açmaktadır.

AKP iktidarı kadınların mağduriyetinden beslenmekte, mağduru muhtaç, muhtaç olanı esir etmektedir.

Bu karanlık tabloya pandemi ile birlikte derinleşen ekonomik kriz ve yoksulluk eşlik etmektedir. Emeğiyle geçinen milyonlar bugün ekonomik krizi iliklerine kadar hissetmektedir.

Pandemi ile birlikte yeni dünya düzeni diye pazarlanan kapitalizmin yaldızları dökülmüş, geriye emekçi sınıfların omuzlarına yüklenen ağır yükler, gasp edilen sosyal haklar ve sermayenin kar hırsına kurban edilen emekçilerin yaşamları kalmıştır. Pandemi sürecinde yaşanan yıkımın altında yine en fazla ezilen kadınlar olmuştur.

Sömürü üzerine kurulu bu düzen krizlerle beslenmektedir. Her ekonomik kriz aynı zamanda emekçilerin ceplerinin boşaltılmasıdır, yoksullaşmadır, hayat pahalılığıdır, işsizliktir, hak gasplarıdır. Kadınların kayıt dışı çalışmaya itilmesidir, ücretlerin düşürülmesidir, şiddetin artmasıdır.

Gericiliğin hüküm sürdüğü, iktisadi krizin ağırlığını hissettirdiği bugünlerde emekçi sınıfların yeniden ayağa kalkması, gasp edilen haklarını geri alması ve eşitlikçi bir düzen için mücadeleyi yükseltmesi ertelenemez bir görevdir. Kadınlar tarihte olduğu gibi bugün de bu mücadelede ön saflarda yerini almalıdır. 1960 yılında faşist Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden Mirabel Kardeşlerin düşleri insanlığın kurtuluşunu müjdeleyen sosyalizm içindir.  Kadınlara yaşam hakkı tanımayan bu düzen miadını doldurmuştur. Bugün eşitlikçi bir düzen, insanca bir yaşam, kadınların özgürce yaşayabilecekleri bir ülke ve dünya sosyalizm ile mümkündür.

25 Kasım vesilesi ile sosyalizm için örgütlü mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

Türkiye Komünist Hareketi

To Top