Genel

TKH HAFTALIK BASIN TOPLANTISI 10 MART 2021

Değerli yurttaşlarımız merhaba

Partimiz Türkiye Komünist Hareketi’nin,  10 Mart tarihli basın toplantısına başlıyoruz

Değerli yurttaşlarımız iki gün önce 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde gericiliğe, sömürüye, eşitsizliğe adaletsizliğe, şiddete, tacize tecavüze karşı binlerce kadın sesini yükseltmiştir.

8 marttan bir gün önce Samsun’da boşandığı eski esi tarafından kızlarının yanında tekmelenen kadının çığlıkları halen kulağımızdayken, bu olaydan sonra yeni şiddet ve kadın cinayeti haberleri de almışken AKP ve MHP tarihe isimlerini yine çamurdan harflerle yazdırmayı bildiler.

Devlet Bahçeli yaşlı bir kadına önce tecavüz edip sonra da onu katleden kişinin elinde üç hilal dövmesi görüntüleri karşısında komplo söylemine sarıldı. Ama tabi ki samsundaki caninin bizzat kendi fotosu altında çekilmiş fotosuna sesini bile çıkaramadı. 

AKP de MHP’den aşağı kalır mı?

Erkek cinayetleri kadın cinayetinden daha fazla diyen, AKP ile kadın haklarını başlatıldığını söyleyen. Bu ülkenin ilerici kadınlarını yazarlarını dillerine dolayanı, İstanbul Sözleşmesi’ni dahi kadınlara çok gören AKP iktidarı buradan bir kez daha söylüyoruz ki hem kadın düşmanıdır hem de kadın cinayetlerinden doğrudan sorumludur.

Değerli yurttaşlarımız bu gün emekçi kadınların yaşadıkları sorunlar sadece bir erkek şiddetine hapsedilerek açıklanamaz.

DİSK geçtiğimiz günlerde bunu raporlarla verilerle kanıtlamıştır

AKP kadını kurtardık deyip dursun, MHP  üç hilal dövme takibi yapıp dursun, kadın ve erkek patronlar, emperyalist tekeller, sonu SA ile KOÇ ile biten, MÜSİAD’ı,  TÜSİAD’ı ile birlikte bir takım şirketler   8 Martta kadının adını ağızlarına alıp da kendilerini hiç akladıklarını falan sanmasınlar.

Bakin DİSK raporu her şey tek tek açıklıyor bizlere.

Gerçek kadın işsizliği yüzde kırkın üzerinde.

Kadınlar erkeklere göre  işgücünden ve istihdamdan erkeklere göre daha fazla  çekilmek zorunda kalıyor

Her dört kadından sadece biri çalışıyor.

Geniş tanımlı kadın işsizliği oranı yüzde otuz yedi nokta yedi

Covid-19 döneminde kadınların aylık ortalama iş kaybı 1 milyon 484 bin! § 

Kadın işgücü son bir yılda yüzde 8,2 azaldı!

Bakin bir pandemi sürecinden geçiyoruz ve hep diyoruz ki pandemi emekçileri vuruyor. Özellikle de kadın emekçileri vuruyor.

Bu nedenle  sadece 8 martta değil 365 gün bu sorunu ve bu sorunun gerçek çözümünü söylemeye bu mücadeleye yükseltmeye devam edeceğiz

Değerli yurttaşlarımız

AKP  iktidarı kendinden önceki iktidarlar gibi özelleştirme yanlısı bir iktidar olduğunu hepimiz biliyoruz.

AKP iktidarı hatta kendinden önceki tüm özelleştirmeleri kat be kat geride bırakmış, babalar gibi satarım diyerek ülkede satılmadık yer bırakmadı dediğimiz anda bile satacak bir şeyleri bulup çıkarıyor.

Ülkemizde bir Özelleştirme İdaresi Başkanlığı var.

Bu başkanlık geçenlerde bir açıklama yaptı ve dedi ki

1986 ile 2003 yılları arasında özelleştirmelerden 8,2 milyar dolar, AKP iktidarları döneminde özelleştirmelerin hız kazandığı 2004 ile 2020 yılları arasında ise 62,2 milyar dolar gelir elde ettik

2020 yılında gerçekleştirilen özelleştirme uygulamaları ile iki hidroelektrik santral, bir liman ve muhtelif sayıdaki taşınmazın ihale işlemlerinin tamamladık  ve 22 milyon dolar tutarında gelir elde ettik

Ve diyor ki ayni açıklamada; sırada Güllük yat limanı Taşucu Limanı, Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı. İstanbul’un bazı ilçelerinde Gebze’de ve İzmir’de bazı taşınmazlar var.

Önce özel güzeldir deyip  zarar ediyorlar deyip, daha verimli hale getireceğiz yalanları ile halka ait tüm büyük fabrikaları işletmeleri tesisleri sattılar simdi güzelim limanlarımızı da halktan alıp parababalarına peşkeş çekme mesaisini son hızla sürdürüyorlar.

Şimdi size bir örnek vermek istiyorum.

Şu an Özelleştirme İşleri Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı. Yani özelleştirmeler bu bakanlık eli ile yürütülüyor. Su an hazine ve maliye bakan yardımcı  olan eskiden de  ak milletvekili olan Cengiz Yavilioğlu 2011 yılında bir rapor hazırlamıştı. “Dünyada ve Türkiye’de özelleştirme uygulamaları” başlıklı raporları soygunun ve halkı yıllardır kandırmış olmalarının itirafı niteliğindeydi.

Diyorlardı ki

Özelleştirme sonrasında Erdemir’de  toplam 1361 kişilik bir istihdam azalmasının olduğu görülmüştür.

Özelleştirmeden önce kâr eden Ankara, Gaziantep, Lâdik, Şanlıurfa, Bartın çimento sanayi şirketleri özelleştirmeden sonra zarara geçmiştir. Özelleştirme sonrası çimento sektöründe 1693 kişilik bir personel azalması olduğu görülmektedir.

PETKİM’in özelleştirme öncesi net kârı, özelleştirildiği yıl 2008’de zarara dönüşmüştür.

Sümerbank ve Etibank özelleştirme öncesinde yıllık ortalama net kâr eden bankalar olmalarına karşin özelleştirme sonrasında net zarar açıklamışlardır

Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) ve Et Balık Kurumu’nun (EBK) özelleştirme sonrası net kâr/zararları ve alıcı firmalar tarafından yatırım yapılıp yapılmadığıyla ilgili veri elde edilememiştir. SEK’e ait 32 işletmeden 25’i özelleştirme sonrasında kapatılmış, 2 adet işletmeden de bilgi alınamamıştır. EBK’ya ait 16 adet et kombinasından ise 9 adedi kapatılmıştır.

Alkollü İçkiler Sanayi’nin özelleştirme sonrası net kârı özelleştirme öncesine göre daha düşük olmuştur.

Konya krom magnezit özelleştirme öncesinde kâr eden bir şirket olmasına karşın, özelleştirme sonrasında zarar ettiği anlaşılmıştır.

Şimdi değerli yurttaşlarımız bundan büyük bir itiraf olur mu?

Şimdi bu raporları yazanlar ayni talan surecini yönetiyorlar.

Gerçi artık yalan da söyleme zahmetinde bulunmuyorlar. Özeleştirme gelirlerini açıklayıp sanki bir de bu gelirler yurttaşın cebine gidiyormuş gibi yapıp yandaş zengin ediyor sermayeyi mutlu ediyorlar.

AKP, halka karşı suç işliyor.

Bu özeleştirme suçlarının da tek tek hesabını komünistler soracaktır

Değerli yurttaşlarımız,

Dün Koç Holding yönetim kurulu başkanı bir toplantıda Koç Üniversitesi tarafından hazırlanan bir rapora dair konuşarak aşıdaki eşitsizlikten pandeminin yarattığı yoksulluktan, kadınların pandemide yasadığı zorluklardan bahsetti.

Ve sonunda ne dedi biliyor musunuz

Umarım sağ duyu kazanır.

Çözüm olarak sunduğu şeye bakin bir de, sağ duyu.

Yani bir hiç.

Sermaye sınıfının pişkinliği tıpkı sömürüsü kadar sinir tanımıyor.

Aşıdaki eşitsizliği aşi milletçiliğine bağlıyor. Öyle güzel bir çark kurduk ki her şeyi alınıp satılır bir hale getirdik diyemiyorlar.

İnsanlık sizin sağduyunuzu da bu pişkinliğinizi de bu harami düzeninizi de yok edecek.

Bizler pandemide açık tuttuğunuz fabrikalarda çalışmaya zorlanırken sizler yalılarınızda saraylarınızda dağ evlerinizde bağ evlerinizde virüsten tam korundunuz.

Halkın malına özelleştirmeler eli ile el koydunuz.

Sendikalar yoksulluk raporları açıklarken siz yüksek kar raporlarınızı açıkladınız.

Bakin değerli yurttaşlar sadece dört ay önce Koç Holding’in aldığı biraz önce de değindiğimiz TÜPRAŞ isçileri bir açıklama yaparak dediler ki;

Bu Koç Holding, sabah 08.00 olan mesai başlangıcını 07.00’ye çekmeye çalışıyor. Sabah ara dinlenmesini kaldırmak istiyor. Öğleden önce ve öğleden sonra 15 dakika olan dinlenme arasını teke düşürmeye çalışarak sabah dinlenmesini işbaşı vaktine çekmek istiyor. Pandemi sürecinde bir hafta boyunca 12 saat çalişan işçinin hakki olan bir hafta dinlenme süresini yıllık izinleri kullandırarak telafi etmek istiyor.

İsçilere yapmadıklarını bırakmayan bu holdingleri sağ duyuları ile birlikte  yok edeceğiz. Sınıfa karşı sınıf diyor ve bu örnek üzerinden bir kez daha isçi sınıfını patronlara karşı örgütlenmeye davet ediyoruz.

Bu örgütlenme cağrımızın da bir nedeni olan is cinayetlerinden bahsetme istiyorum.

İSİG meclisinin Şubat ayı raporuna göre şubat ayı içinde en az 138 isçi is cinayeti ile  yaşamını yitirdi.

138 emekçinin 113’ü ücretli (işçi ve memur), 25’i kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor…

• Ölenlerin 7’si kadın işçi, 131’i erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri ticaret, sağlık ve konaklama işkollarında gerçekleşti…

• Dört çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi ölümleri tarım ve inşaat işkollarında gerçekleşti…

• 51 yaş ve üstünde ise çalışırken ölen 46 emekçi bulunuyor: çiftçi ve esnaflar ile tarım, gıda, maden, tekstil, ticaret, büro, sinema, eğitim, inşaat, taşımacılık, gemi, sağlık, güvenlik ve belediye işçileri…

• 5 göçmen/mülteci işçi hayatını kaybetti: 3’ü Suriyeli, 1’i İranlı ve 1’i Ugandalı…

• Ölen işçilerin 6’si sendikali. Sendikali işçiler tekstil ve sağlık işkollarında çalışıyor

Bu ağır tablonun ortadan kalkması için tekrar tüm emekçileri örgütlenmeye çağırıyoruz.

Değerli yurttaşlarımız,

2020’nin sonunda bütçe görüşmelerinde ve onaylanan bütçede diyanete ayrılan kaynağın büyüklüğünden daha önce bahsetmiştik. Şimdi yeni yeni detaylarda da açığa çıkmaya başlıyor.

2021 yılı yatırım programında , Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilen 54,6 milyon TL’lik yatırım bütçesi, 119 üniversitenin yatırım bütçesini geride bıraktı. 

Diyanet öyle bir kurum haline geldi ki yiyor yiyor ama bir tülü doymak bilmiyor. 

Boğaziçi Üniversitesi’nin korsan rektörü halen makamında oturup, Boğaziçi’ni uçuracağım yalanına sarılmaya devam ederken, AKP, diyaneti uçurarak üniversiteleri kaynaksızlığa mahkûm ediyor.

Üniversiteliler ise geleceksiz bırakılıyor, üniversiteler nitelikli bir eğitim alamıyor.

AKP’nin atadıkları rektörlerin kişiye özel kadro uygulamaları o kadar ayyuka çıktı ki yandaşlar için özel kadrolar o kadar açık bir şekilde ilan edildi ki artık yeni bir düzenleme yaparak özel ilanın önüne geçme değişikliği yapmak zorunda kaldılar

Peki biz de buradan soralım.

10 yıldır kayırarak atadıklarınız, seçtikleriniz, kişiye özel ilanlarınız ile aldıklarınız ne olacak?

AKP ne kadar yasal düzenleme yaparsa yapsın, ne kadar paket açıklarsa açıklasın, bu hukuksuz uygulamalarından vazgeçmeyecektir.

Demokrasi paketi, anayasa açılımı dedikleri gün de dahi kadınları yaka paça gözaltına alan, yolları kapatan, ülkede sorun görmeyip, sorun görenleri hain ilan eden bu iktidarın artık sonu gelmiştir.

Emekçiler, gençler, kadınların yeni bir ülke için mücadelesi ise sürecektir.

Sadece AKP iktidarından kurtulmak için değil , tüm bezirganlardan ve haramilerden kurtulmak içinde devam edecektir.

Değerli yurttaşlarımız, basın toplantısına başlamadan önce bir açılışta demiş ki; Damat aşağı, damat yukarı, damat kadar başınıza taş düşsün”

Tayyip Erdoğan’a buradan bir cevapla bitirelim toplantımızı; Damadı da al git!

To Top