Genel

TKH HAFTALIK BASIN TOPLANTISI 17 MART 2021

Değerli yurttaşlarımız.;

Recep Tayyip Erdoğan neredeyse her hafta bir paket açıklıyor, anayasa paketi, ekonomi paketi sırası ile geliyor ve geldiği gibi ne diyorlarsa tersini yapmakta bir an bile gecikmiyorlar.

AKP, 18 yıldır ülkedeki yağmayı, talanı, vurgunu ve soygunu yönetiyor.

İktidarda kalabilmek için ise artık kimsenin inanmadığı boş vaatlerde bulunmaktan da geri durmuyorlar.

Önce itibarda tasarruf olmaz dediler, sonra israfın önüne geçeceğiz dediler, hemen sonra bildiklerini okumaya devam ettiler. Mecliste cumhurbaşkanlığı uçakları giderlerine dahi yanıt vermiyorlar mesela.

Demokrasi, insan hakları dedikleri günün akşamında kadınlara yasak koydular, evlerini basıp göz altına aldılar.

AKP, değil paket, koli dahi açsa bu ülkeye vereceği hiçbir şey yoktur. AKP’nin vereceği tek şey vardır; O da bu halk düşmanlığının hesabıdır.

Bu hesabı mutlaka soracağımızı buradan bir kez daha ilan etmek istiyoruz.

Değerli yurttaşlarımız,

AKP ülke içinde neyse, ülke dışında da odur.

Suriye’ de süren savaşın, yıkımın 10 yılını geride bıraktık. Bu 10 yılda bir ülke, komşu ülkemiz üstelik Suriye’de hem insanlığa karşı suç işlendi hem de emperyalizm işgali doğrultusunda yüzbinlerce insan katledildi. Suriye’deki direniş, emperyalistlerin hevesini kursağında bıraksa da, yıkım çok büyük oldu.

Partimiz Suriye’ye müdahalenin 10. Yılında bir basın açıklaması yayınladı.

Ora da da dediğimiz gibi,

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerikan gazetesi Bloomberg’e yazdığı bir makale ile emperyalist batıdan destek istemiştir. Erdoğan öz itibariyle YPG desteğini bırakıp meşru muhalefet olarak cihatçıları görün diyerek Suriye’de emperyalizmin çıkarlarının taşeronluğuna bir kez daha talip olmuştur!

Ancak Erdoğan’ın anlattığı Suriye öyküsü bambaşkadır!

AKP başından beri Suriye’de savaşa benzinle gitmiştir. Suriye’de yanan ateş ne yazık ki ülkemizi de yakmış, ülkemiz büyük bedeller ödemiştir. 3,5 milyon Suriyeli göçmen ülkemize gelmiş, Suruç, Reyhanlı, Ankara Gar, Reina, Beyoğlu, Sultanahmet, Havalimanı başta olmak üzere ülkemizde büyük katliamlar yaşanmış ve Türk askeri doğrudan savaşa sokulmuştur!

Bugün geriye dönüp baktığınızda, Fırat’ın doğusunda arkasında ABD emperyalizminin olduğu YPG bölgesinin ve batısında arkasında AKP iktidarının olduğu cihatçı çeteler egemenlik bölgelerinin bulunduğu bölünmüş ve aynı zamanda yıkılmış, yakılmış ve yüzbinlerce insanını yitirmiş bir Suriye bulunmaktadır!

Ortada yıkılmış Suriye ile birlikte bölünmüş bir Suriye gerçeği vardır ve bu gerçeğin sorumlularından birisi ABD ise diğeri de AKP’dir!

Suriye’deki savaşın planları ABD emperyalizmi tarafından yapılmış, İsrail tarafından çizilmiş, Türkiye, Katar, BAE ve Suudi Arabistan eliyle yürütülmüş ve cihatçı çeteler kullanılarak uygulanmıştır!

Bu savaş ülkemizin değil emperyalizmin ve doğrudan İsrail’in çıkarlarının ve güvenliğinin korunması için zorlanmış, provoke edilmiş, silahlandırılmıştır!

AKP, Büyük Ortadoğu Projesi’nin taşeronluğunu üstlenerek büyük hata yapmıştır!

AKP, doğrudan işgalci İsrail yönetiminin çıkarlarına hizmet ederek büyük hata yapmıştır!

AKP, mezhepçilik yaparak Ortadoğu’da halkların birbirlerine düşman kesilmesine hizmet ederek büyük hata yapmıştır!

AKP, cihatçı çetelerin hamiliğine üstlenerek, ülkemizin yanı başında bir cihatçı terör örgütlerine şeriat devleti kurdurtarak büyük hata yapmıştır, yapmaktadır!

AKP, BOPcu, mezhepçi ve işbirlikçi siyaseti nedeniyle ülke çıkarlarını bütün bölgede ve Akdeniz’de riske atarak büyük hata yapmıştır!

AKP, Suriye politikası nedeniyle ülkemizin büyük bedeller ödemesine neden olmuş, yüzlerce yurttaşımız bombalı katliamlarda yaşamını yitirmesinin sorumluluğunu taşımaktadır!

Bugün Suriye’de yaşanan yıkımın ve savaşın amacı bellidir: Suriye’nin bölünmesi ve güçsüzleştirilmesi, işgalci İsrail’in güvenliği ve Ortadoğu’nun doğal kaynaklarının yağmalanmasıdır!

AKP, siyonist ve işgalci İsrail’in çıkarlarını savunan siyasal İslamcı bir parti olarak tarihe geçmiştir!

Bugün de bir kez daha ABD emperyalizmine seslenerek medet ummaktadır!

Ülkemizin yanı başında cihatçılar eliyle kurulacak bir şeriat devletinin ülkemizin başına büyük bela olacağı herkes tarafından görülmelidir!

Bugün en büyük düşman ne Kürtler ne de Esad yönetimidir! Bugün en büyük tehlike Suriye’de fitne ateşini yakan emperyalizm ve cihatçı çetelerdir!

Arkasında hangi emperyalist güçlerin belli olduğu cihatçıların hamiliğinden ülkemize fayda gelmez!

AKP, mezhepçiliği bırakmalı, Esad yönetimiyle doğrudan görüşmeli, Suriye’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve birliği için somut olarak adım atmalıdır!

Arkasına emperyalizmini alarak Suriye’nin bölünmesine hizmet edecek adımlarda ısrar eden Kürt siyasi hareketi de derhal silahlarını emperyalizme karşı çevirmelidir.

Türk, Arap ve Kürt halklarının kardeşliği mümkündür!

Emperyalizmin oyunları boşa çıkarılmalıdır!

Değerli yurttaşlarımız,

Geçen hafta yaptığımız basın toplantısında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçeden aldığı paydan ve bu kurumun yiyip yiyip doymadığından bahsetmiştik.

Şimdi ortaya çıkıyor ki, AKP bu kuruma sadece kesenin ağzını açmakla yetinmiyor aynı zamanda bu kuruma farklı misyonlar da yüklüyor.

Son olarak, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ile Diyanet arasında, “İnsan haklarıyla ilgili farkındalık artırıcı projelerin hayata geçirilmesi” amacıyla protokol imzalandığını öğrenmiş bulunuyoruz.

 Bu protokolün temelinde Recep Tayyip Erdoğanın açıkladığı insan hakları eylem planı varmış ve Diyanet, bu proje ile, “Haklara saygıda özen ve duyarlılığı gelişmiş toplumsal yapının oluşumuna katkı sunacağı” düşünülmüş.

Hangi diyanetten bahsediyorsunuz.

“Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil” diyen diyanetten mi

“Telefon, faks, sms ve internet ile eşinizden boşanabilirsiniz” diyen diyanetten mi

“Müslüman olmayanla evlenilmez” diyen diyanetten mi

“Feminizm ahlaksızlıktır” diyen diyanetten mi

Açtıkları kuran kurslarında denetimsizlikten çocukların öldüğü diyanetten mi

“Nişanlılar el ele tutuşmasın” diyen diyanetten mi

“Grev caiz değil” diyen diyanetten mi

Diyanet işleri Başkanlığı da AKP’de bırakın insan haklarında rol almayı, insan haklarına doğrudan saldıran kurumlar haline gelmiştir. 

Biraz önce de değindiğimiz gibi, insan hakları eylem planında çıka çıka Diyanet çıkmıştır. 

Yalancının mumu yine yatsıya kadar yanmıştır.

Değerli yurttaşlarımız,

İki gün önce yine Recep Tayyip Erdoğan pandeminin 1. Yılı nedeniyle kameralar karşısına geçerek bu 1 yılı ne kadar güzel geçirdiklerini anlattı.

Neymiş efendim dünya bizi parmakla gösteriyormuş, sağlık sistemimiz ve ekonomik sistemimiz ölümlerin artmasına engel olmuş, ben burada uzun uzun anlattıkları yalanlardan tek tek bahsetmeyeceğim ama hepimiz biliyoruz ki bu 1 yıl, emekçiler için, halk için hiç de iyi geçmedi. Ama patronlar için, holdingler için, para babaları için çok  güzel geçti.

AKP’nin yalanları o kadar büyüktü ki, cumhurbaşkanı hiç kendini yormasın bu 1 yıldan bir başarı öyküsü çıkaramaz.

Maske, aşı, eğitim, sağlık emekçilerinin durumu, işsizlik verileri ve daha birçok alanda pandemiyi fırsat bildiniz.

Lebalep kongrelerinizi bile halen sürdürüyor, emekçilerden, halktan ise duyarlılık bekliyorsunuz.

Evet ülkemizi dünya parmakla gösterebilir. Ancak sadece   Vatandaştan mesafeye uymasını bekleyip, parti kongrelerinde tıka basa salonu dolduranlara teşekkür eden bir cumhurbaşkanı var diye gösterebilir. 5 tane maskeyi dahi dağıtmayı beceremeyen bir iktidar var diye gösterebilir. İşsizlik yasaklandı deyip, kod 29 un önünü açan iktidar diye gösterebilir. 

Bir de pandeminin kitabını yazmışlar utanmadan.

AKP yazsa yazsa, pandeminin patronlar için yandaşlar için püf noktaları kitabını yazabilir. 

Değerli yurttaşlarımız basın toplantısını bitirmeden önce, insanlığın tarihinde işlenen büyük suçlardan katliamlardan biri olan Halepçe Katliamı ve Beyazıt Katliamı, Gazi katliamından da bahsetmek istiyoruz.

Gerek dünyada gerek se de ülkemizde katliamların tarihi eskiye dayanıyor ve sonu hiç gelmiyor.

Emperyalizm ve yerli işbirlikçileri konu çıkarları olduğunda, katletmekten geri durmuyorlar ve durmayacaklar.

İnsanlığın üzerinde korku yaratmak ve bu yolla insanlığın sinmesini istemek, ancak ve ancak kendi korkularının sonuçlarıdır.

Ancak korkunun ecele faydası yoktur.

Bu düzeni, bu insanlık dışı düzeni yine insanlık mutlaka yenecek. Tüm katliamların hesabı da mutlaka sorulacaktır.

To Top