Genel

TKH HAFTALIK BASIN TOPLANTISI 31 MART 2021

Değerli yurttaşlar,

Bugün başkanlık rejimi adıyla kurulan tek adam yönetimi siyasi krize doğru gitmektedir. Ekonomik krizin geldiği boyut herkesin malumu. Asgari ücret ortalama ücret olmuş, 30 milyona yaklaşan bir sayı asgari ücretle geçinirken, işsizliğin 15 milyonu bulduğu, yoksulluk ve işsizlik yüzünden intiharların olağan sayıldığı bir tablo var. Bu tablonun sorumlusu 20 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı. Ekonomik krizin bedelini ise emekçiler ödüyor.

Ülkemizin yaşadığı derin ekonomik krizin bir başka veçhesi ise bu tabloyu artık iktidarın taşıyamadığıdır. MHP’nin payanda olduğu AKP iktidarında , yönetememe krizinin ayak sesleri duyuluyor. Ülke siyasi krize doğru evriliyor. AKP iktidarı, bir yandan sermaye güç odaklarına bir yandan tarikatlara yaslanarak giderken kurduğu başkanlık rejimi sağından solundan patlıyor.

Tarikatların, müteahhitlerin, sermaye gruplarının ve güç odaklarının koalisyonu bugün tekliyor. AKP zaten bir çıkar koalisyonundan başka bir şey değildir!

Şimdi bu durumu toparlamak için daha 2 yıl önce kurdukları kabinede değişiklik yapacakları yazılıp çiziliyor. 20 yıllık iktidarında dikiş tutturamayan AKP yeni kabine değişikliği ile süresini uzatmaya çalışıyor. Güya bu adımla tıkanan başkanlık rejiminde tıkanma noktalarını açmaya deneyecekler.

Ama Kabine değişikliği de AKP’yi kurtarmayacak. Bakınız daha kaç önce Ulaştırma ve altyapı Bakanı istifa ettirildi, yerine yeni bir bakan atandı. Ne oldu, niye oldu, kimsenin bilgisi yok.

Sokağa çıkma yasağını gece yarısı ilan etti diye eleştirilen ve sonrasında Süleyman Soylu’nun istifa ettiğini hatırlıyoruz değil mi? 24 saat içinde MHP’den gelen uyarı ile istifası geri aldırıldı. Soylu’yu istifaya götüren görüntülerin alası bugün MHP ve AKP kongrelerinde sergileniyor, ancak sessizlik ortalığı kaplıyor!

Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın istifası hepsinden tuhaftı. Hala kimse ne olduğunu, niye olduğunu bilmiyor, hala Albayrak çıkıp da halkın karşısına bir açıklama yapmış değil!

Utanmıyorlar! Memleketi şirketleri gibi görüyorlar, halkı koyun yerine koyuyorlar! Kendi sosyal medya hesaplarından bile istifa edemeyen, instagramda at izi it izine karıştı açıklaması yapıp, ortalıktan kaybolan Berat Albayrak’a bir kez daha çağrımızdır: At izi nedir, it izi nedir? Gelip açıklamalıdır!

Eğer bu ülkeye, halka azıcık bile olsa saygınız varsa, çıkın ortaya. Neden ve nerede saklanıyorsunuz?

Şimdi kabinede yeni değişiklikler yapılmak isteniyor deniyor… Bir dizi bakanlığın görevden alınması gündemdeymiş… Zaten kaç aydır yaşanan istifalar ve görevden almalar, başkanlık rejiminin dikiş tutmadığını göstermektedir! Kabine değişikliği ile çıkar gruplarını memnun edebilirsiniz, ancak halkı kandıramazsınız!

Değerli yurttaşlar,

Berat Albayrak’ın istifası sonrası Merkez Bankası rezervlerinin kimlere peşkeş çekildiği sorusuna ısrarla yanıt vermediler. Merkez Bankası rezervlerine ne oldu diye sorulan bütün soruları yanıtsız bıraktılar!

Hızlıca hem Maliye ve Hazine bakanlığına hem de Merkez Bankasına başkanlığına yeni atamalar yaptılar. Ama daha üzerinden 3 ay geçmedi, Merkez Bankası başkanını bir gece yarısı kararnamesiyle görevden aldılar.

Gerek kabine değişikliği gerekse Merkez Bankası’ndaki durum Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkeyi yönetemediğini göstermektedir! Ya insanları tanımıyorsun ya ekonomiyi bilmiyorsun ya da ekonomi kararlarında sözün ve yetkin yokmuş! Bu görevden almanın başka manası olamaz!

Damadı görevden alıp, sonra enerji alanında damadın büyük işler yaptığını söyleyen Erdoğan, aslında ülkemizdeki madenlerin nasıl emperyalist şirketlere peşkeş çekildiğini bilmiyor anlaşılan! Ya da biliyor da söylemiyor.

Damadın bir gece yarısı affını istemesine razı olan Erdoğan, hemen ardından atadığı Merkez Bankası başkanını görevden almasının bir başka yorumu daha bulunmaktadır: Demek ki Erdoğan, sermaye çıkar gruplarına teslim olmuş durumda!

Değerli yurttaşlar,

Çünkü daha vahimi var. Daha vahimi ise bugün Merkez Bankası Başkanlığına ve hemen sonrasında Merkez Bankası Başkan Yardımcılığına atanan iki isim!

Bu iki isme dikkat ediniz! Bu iki isim zamanında Türkiye’de batan bir bankanın ve sonrasında TMSF’nin el koyduğu bir bankanın sorumlu yöneticileri idi!

Buradan soruyoruz, Merkez Bankası kimlere emanet edildi?

Mustafa Duman 1994’ten 2002 yılına kadar yaklaşık 8 yıl Esbank’ta çalıştı. Duman’ın 22 Aralık 1999’da TMSF’ye devredilen batık Esbank’ta yönetici olarak çalışması ortada. Yaklaşık 8 yıl görev yapan Duman, TMSF’ye devredildikten bir süre sonra görevden ayrıldı.

Başkan Kavcıoğlu da Esbank’ta 1991 2000 yılları arasında Genel Müdür Yardımcısı, Şube Müdürü, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcısı görevlerinde bulundu.

Batık Esbank’ın devlete zararı 233 trilyon idi. Zamanında devlete bu zararı ödetenlerin bugün Merkez Bankası’nın başına getirilmesi kabul edilemez! ESBank’ı batıranlar bugün Merkez Bankası’nda 1. Ve 2. Adam olarak atanmış durumdalar.

Bu tablonun izahı nedir? Batık bankaları biliyoruz, ancak batık Merkez Bankası hiç duymamıştık!

Ancak mesele bundan da ibaret değil!

Emperyalist finans kurumunda müdür olarak çalışan birisinin Türkiye Devletinin Merkez Bankasının başına getirmek, ülkemizin yeni bir finans kriziyle karşı karşıya kalacağını göstermekte, ülkemizin yeniden büyük bir soygun tehlikesini de içermektedir!

Kapitalist dünya sisteminde sabıkalı bir emperyalist finans kurumunun müdürünü ülkenin başına getirmek için kiminle hangi pazarlık yürütülmüştür? Erdoğan açıklamalıdır!

Morgan Stanley denen emperyalist finans sömürücü şirketin, 2021 şubat raporunda doların 6,8 TL olacağı öngörüsü bile yanlışken, 1 ay sonra bu kurumdan bir müdürü niye transfer edersiniz?

Erdoğan yanıtlamalıdır! Hazine ve Maliye Bakanı, Lütfü Elvan’ın bu adımlardan haberi var mıdır?

Ülkemiz derin bir ekonomik krizle boğuşurken akbabalar ülkemize dadanmıştır! Akbabaların Türkiye’deki temsilcisinin ve partisinin ise AKP olduğu bir kez daha görülmüştür!

Bu yağma düzenine, bu haremi düzenine karşı bütün yurttaşları mücadele etmeye çalışıyoruz. Ancak mücadelenin de bireysel değil örgütlü mücadele ile başarı kazanacağını bir kez daha belirtmemize izin veriniz!

Değerli yurttaşlar,

Pandemi sonrası tam bir utanmazlık yaşanmaktadır. AKP ve MHP kongreleri pandemi kurallarına hiçbir şekilde uyulmadan yapılmış ve bu kongrelerden sonra salgın bütün illerde büyük bir hızla yayılmıştır!

Kongreler bitmiş, yeniden yasaklar gelmiştir! İşlerine geldiği zaman pandemi kontrol altında, işlerine gelmediği zaman ise pandemi artıyor ve yasaklar geliyor! Dün Erdoğan tarafından açıklanan pandemi yasakları açıktır ki emekçilerin hak alma mücadelesine karşı alınmış kararlardır. Bunun bir boyutu budur! 1 Mayısların tekrardan yasaklanması işlerine geldiği için AKP, emekçi düşmanı karakterine salgınla mücadele politikasında da hatırlamakta, daha doğrusu emekçi düşmanlıkları salgına karşı politikalarını da belirlemektedir!

Sağlık Bakanı, utanmalıdır. Yüzsüzce yaptığı açıklamalar, açıkça toplumla, kamuyla, milletle dalga geçmektir! AKP kongresini gündem yapmak kimseye yarar getirmez diyor! Yani biz yaptık, oldu bitti, şimdi niye konuşuyorsunuz diyor: Neyi tartışacağız Sağlık Bakanı? Pandemiyi bizzat yayan sissiziniz, kurallar koyup kurallara uymayan bizzat sissiziniz, halka ceza kesen siz ancak suçu işleyen de siz!

Sağlık Bakanı utanmalıdır! İçişleri Bakanı utanmalıdır! Ve derhal istifa etmelidirler!

Değerli yurttaşlar,

Pandemi sürecinde yaşananlar ortada. Bu salgınla mücadele adına ortaya konan pratiklerde! Tam bir başarısızlıktır! Maske dağıtımadılar, aşıyı yapamıyorlar! Patronlar için pandemi ile mücadele göstermelik yapılıyor. Hergün televizyon karşısına çıkıp ancak hiçbir sonuç alınamıyorsa, sağlık bakanı o koltukta oturma!

Unutma, istifa da erdemli bir davranıştır!

İnsanların cenazelerini bile kaldıramadığı bir dönemde cenaze törenlerine katılıp halkla alay eden bir şahsın bakanlık yapması ülkemiz adına utanç vericidir!

Bir de, bir yurttaşımızı 4 ayaklı hayvana benzeten Çerkezköy Kaymakamı derhal görevden alınmalıdır! Güya denetlemeye gidip, halkı azarlayan ve “çek arka ayaklarını” diyen bir kişi kamu görevlisi olamaz!

Hiçbir kamu görevlisi Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına hayvan diyemez!

Halka üsten bakan tarzının kim olduğu, kimlerin beyaz Türk ve seçkinci olduklarını bir kez daha görülmüştür! Osmanlı hanedanlığına öykünenlerin milletin değil kralların adamı olacağını tarih çok yazmıştır!

Bu zalimlere karşı halkımız boyun eğmeyecektir!

Değerli yurttaşlar,

AKP’nin gerçek yüzü bunlarla sınırlı değil. Her geçen gün basına çıkan gerçekler, ülkemizi nasıl bir zihniyetin yönettiğini gözler önüne sermektedir.

Lüks arabası içinde kokain içerken görüntülenen şahsın, AKP genel merkezinde çalışan, AKP’ üzerinden siyasi ve mali rant sağlayan kişi olduğu ortaya çıktı.

Tek olduğunu düşünmüyoruz! AKP bünyesinde bu rantçı, yağmacı, asalak kesimlerin çok olduğunu düşünüyoruz! İşte AKP, din dedi, iman dedi, dava dedi, milli dedi, yerli dedi, bunları başımıza getirdi!

Ne zaman din denirse, iman denirse, mille denirse, dava denirse, bilin ki sömürüyü, soygunu, yağmayı, rantı ve haksızlığı örtmek içindir!

Bu bir çürümedir! Bugün ülkemizde yaşanan çürüme bizzat AKP yüzündendir! Daha öncede Şanlıurfa AKP gençlik kollarının başkanının jakuzili görüntülerini unutmadık: Lan fakirler , beni rahatsız etmeyin! Diyenleri halkımız iyi görmeli, tanımalı ve AKP’nin yaratmış olduğu düzenin nasıl bir düzen olduğu iyi bilinmelidir!

Onlar AKP’nin çocuklarıdır! Bir de emekçilerin çocukları var!

Biliyorsunuz bir de FETÖ’nün çocukları vardı! Onlar da haksız ve hukuksuz bir biçimde köprü başlarını tutmuşlardı. KPSS sınavları, üniversite sınavları, memurluk sınavları önceden bunlara veriliyordu. Mülakatlarda bunlar seçiliyor, hakkıyla, alın teriyle, liyakatle göreve gelmesi gereken emekçilerin çocukları yerine tarikatın çocukları başa getiriliyordu!

Şimdi de tarikat çocukları var. AKP çocukları var. Devleti ele geçirmişler!

Bu ülkenin devrimci, ilerici, yurtsever, bağımsızlıkçı ve cumhuriyetçi gençleri! Çağrımız sizedir!

Bu yağma düzenine, bu soygun düzenine, bu çürümeye, bu gericiliğe karşı aman vermeyin, sakın geri durmayın, boyun eğmeyin, sessiz kalmayın!

Gelecek bu ülkenin onurlu gençlerinin ellerinde, yeni bir cumhuriyet bu ülkenin cumhuriyetçi gençlerinin omuzlarında yükselecektir!

Yurttaşlar,

Öğle bir soygun düzeni kurmuşlar ki, öyle bir yağma düzeni kurmuşlar ki, asgari ücretin 10-20 katı maaş yetmiyor, iki, üç ve hatta devletten dört maaş alanlar var!

Yerleşmişler devlete! Kan emiciler gibi halkın vergileriyle ayakta duran kurumların yönetim kurullarından çifter çifter maaşlar alıyorlar!

Türk Telekom’un Yönetim Kurulu üyeleri arasında; Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında üst düzey görevliler bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı’nda ve Bakanlıklarda görev yapan isimlere 2018 yılında 15.000 lira ve 2 maaş ikramiye, 2019 yılında 15.000 lira ve 2 maaş ikramiye; 2020 yılında ise 17.449 lira ve 4 maaş ikramiye aldılar. 2021 yılında adı geçen isimlerin, 20.098 lira ve 6 maaş ikramiye aldığı, ortalama aylık maaş tutarının ise 33.849,61 lirayı olduğu artık herkes tarafından biliniyor.

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyelerine ödenen 18 bin lira huzur hakkının 24 bin liraya çıkarılmasına ne demeli? Yönetim Kurulu Üyeleri arasında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun da bulunuyor.

Bu yağma düzeni değil midir, bu soygun düzeni değil midir?

Asgari ücretle geçinen, ortalama ücretin asgari ücret haline geldiği ülkemizdeki bu tablodan hesap sorulmalıdır!

Haramilerin saltanatı yıkılmalı, emekçilerin düzeni kurulmalıdır!

Tevfik Fikret’in güzel sözleriyle bu halk düşmanlığı ancak bu kadar anlatılabilirdi:

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Değerli yurttaşlar,

Tarikat devletine doğru gidiyoruz. Astsubaylık için “irticai faaliyetlere katılmama” şartı bugün yazılı metinlerden kaldırılabiliyor. Deniz Kuvvetlerinde görevli bir amiral, resmi arabasıyla ve ressmi üniforması ile bağlı bulunduğu tarikatı ziyaret edebiliyor. Bunları bilerek yapıyorlar. Türkiye’nin alışmasını istiyorlar!

Devletin İslamcı bir tarikat devletine dönüşmesini, İhvancı ideolojinin devletin resmi ideolojisi olmasını istiyorlar çünkü!

Hulusi Akar laf çevirmeyi bırakmalıdır.

Daha önce FETÖ gerçeği karşısında laf çeviren çok paşa gördü memleket! Bugün de paşa paşa ülke, devlet ve Türk silahlı kuvvetleri tarikatlara teslim edilmektedir!

FETÖ’den ders almadılar. Tarikat ve cemaatlere dayanan AKP, diyet borcunu ödemektedir. Bakanlıkları, yargıyı, orduyu, emniyeti, bürokrasiyi pay edip tarikatlara dağıtıyorlar!

İstanbul sözleşmesinden tek adamın kararıyla çekilmenin hukuki ve resmi tartışması bir yana, ülkemizin nasıl bir gericilik tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını fazlasıyla göstermektedir! Tarikat ve cemaatler doymak bilmiyor! Şimdi de medeni kanun ve 6284 nolu kanun değişsin diyorlar!

Bugün laiklikten geriye kalan medeni kanuna bile savaş açılmış durumda! Bu çok tehlikeli bir durumdur!

Aile kılıfına sarılıyorlar, aile toplumun temelidir diyorlar, aile aile diyerek aslında kadınların eşitlik taleplerine düşman olduklarını gösteriyorlar! Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ile ailenin korunmasının ne alakası var!

Kadın dayak yiyecek, kadın şiddet görecek, kadınlar sokak ortasında dövülecek, kadınlar öldürülecek, ama aile için sorun mu diyeceğiz!

Kimseye kandırmayın! Bugün tarikat, cemaat ve gericiler kadın düşmanıdır! AKP ve Millî Görüş aynı yolun yolcusudur! Kadın düşmanlarına karşı, kadınların özgürlüğü için bugün gericilerin saldırısına karşı İstanbul sözleşmesi uygulansın diyen kadın örgütlerinin yanındayız!

Bugün laiklik mücadelesi, kadınların eşitlik mücadelesi için vazgeçilmez bir mücadeledir! İKD tarafında başlatılan İstanbul sözleşmesi uygulansın başlıklı ve İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak için düzenlenen imza kampanyasına emekçi kadınları, ilerici bütün kadınları destek vermeye imza atmaya çağırıyoruz!

Değerli yurttaşlar,

Basın toplantımızın sonunda ülke gündeminde çok yer etmeyen ama önemli sayılması gereken bir konuya daha dikkat çekmek istiyoruz.

NATO’nun Karadeniz ve Balkanlarda tehlikeli adımları dikkatlice izlenmelidir. Yunanistan’da yeni üsler bizzat NATO ve ABD tarafından kuruluyor. Sınırımızın hemen yanı başında Dedeağaç başta olmak üzere Yunanistan’ın kuzeyinde kurulan yeni üsler, NATO tarafından Rusya’ya karşı hamleler olarak görülmelidir!

Karadeniz’de NATO gemilerinin bulunması ve sayılarının her geçen gün artması hayırlı gelişmeler değildir!

ABD emperyalizmi ve NATO, kışkırtıcı provokasyonlar peşindedir!

Bugün Yunanistan’da ABD tarafından gerçekleştirilen tatbikatların benzerinin Trakya’da NATO bünyesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin de ortak olduğu bir şekilde yapılması düşündürmekte!

NATO’nun tehlikeli adımları ülkemizin çıkarlarına değildir. Karadeniz’de NATO’nun yeni üsler kurma girişimi, savaş gemilerini Karadeniz’e göndermesi ve AKP iktidarının buna çanak tutması ülkemizin çıkarlarıyla terstir.

Korkarız ki Kanal İstanbul adıyla gündeme gelen projenin altında Montrö anlaşmasının kadük bırakılması hedefi bulunmaktadır. Kanal İstanbul adıyla gündeme gelecek projeyle NATO ve Amerikan gemilerinin Karadeniz’e açılmasının önü yapılmak istenmektedir!

ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi ile Suriye’de yarattığı yıkıma ortak olan Türkiye’nin yaşadığı sorunlar ortada. Benzer sorunların Karadeniz’de de ortak olmak için hiçbir nedenimiz bulunmuyor!

Bugün NATO, Karadeniz’de tansiyonu yükseltirken, AKP iktidarı buna çanak tutmakta, ortak olmakta ve destek vermektedir!

NATO gemileri Karadeniz’den çekilmelidir!

ABD emperyalizminin Karadeniz’e yerleşmesine bugün hayır diyoruz!

Değerli yurttaşlar,

Basın toplantımızı burada sonlandırırken AKP’nin adamı Bulu’nun rektör atanmasına karşı mücadele yürüten öğrenci arkadaşların yanında olduğumuzu bir kez daha ilan eder, tutuklu bulunan iki öğrencinin derhal serbest bırakılması talebimizi buradan yineleriz.

To Top