Basın Açıklamaları

Üniversiteler Külliye Olamaz!

Üniversitelerin AKP’nin kurduğu yeni rejim çerçevesinde şekillenmesine tam gaz devam edilmektedir. Kampüsler şehirlerden uzaklara götürülmekte, kampüslerin yerleri piyasacı bir iktidar anlayışının gereği olarak ranta açılmaktadır. Müfredatlar, akademik çalışmalar ve üniversitedeki uygulamalar dinsel referanslarla şekillendirilmektedir.  Bilimsel kuramlara saldırılar her alanda devam ederken ilerici, yurtsever akademisyenler KHK torbasına doldurularak ihraç edilmiştir. Tüm bunların yerine yüksekokul bile denmeyecek bir medreseleşme garabeti ortaya çıkmıştır. Bu garabet de ‘’külliye’’ adlandırılmasıyla ilan edilmiştir.

Üniversiteli gençlik, pandemi ile beraber işçi sınıfının üzerine çöken krizden payını alırken AKP iktidarının üniversiteleri hizaya getirme operasyonlarına da katlanmak durumunda kalmaktadır.

Gençlik, geleceksizlik problemi ile yüzleşerek yerleştiği üniversitelerde, bu gerici ve piyasacı anlayışın ürünü uygulamaların sonucunda güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışırken, çalışma hayatından vakit bulabilirse girmek istediği derslere artık girmek bile istememektedir. Derse girmek yerine yetersiz kapasiteli kütüphanelere sıkışmak ve bilimselliği bulunmayan ders kitaplarına çalışmak daha mantıklı gelmeye başlamıştır. 

Tüm bunların üzerine siyasal islamcı AKP’nin kendi  iç hesaplaşmasının ürünü olan İstanbul Şehir Üniversitesi’ne kayyım atanması ve garantör olarak Marmara Üniversitesi’nin alacağı yükler eklenmiştir. Bunların anlamı plansızlık ve yönetememe krizinin ayyuka çıkmasıdır.

Tüm bu anlatılanlar külliye örneğinde vücut bulmuştur. Marmara Üniversitesi’nin inşaatına başlanan kampüsüne Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi yazılması son noktadır. Üniversitenin tek bir kampüse daha doğrusu kendi adlandırmalarıyla ‘’külliye’’ye toplanacak olması plansızlık, siyasal hesap ve rant örneğidir. 

İletişim, Hukuk, İşletme fakültelerinin taşınması rezaleti halen ortada durmaktadır. Biz öğrencileri hiç şaşırtmayarak yandaş inşaat şirketlerine 2 defa ihale edilerek verilen projenin bitiş tarihi 29 Mayıs 2023 yılı olarak gösterilmektedir.

Buradan sormak gerekir:

Göztepe Kampüsüne mağdur edilerek getirilen öğrencilerin daha mağduriyetleri giderilmemişken bu uygulamaya ne gerek vardır?

Yeni taşınan fakültelerin binalarının daha sıvası kurumamıştır, madem tüm kampüsler yeni ‘’külliye’’de buluşacaksa bu binalar neden yapılmıştır?

Yeni ve hacimli binalar 4-5 yıllık bir süre için mi yapılmıştır?

Üniversitelerin kampüslerine isim verme kararı hangi kriterlere göre alınmaktadır?  Bilim ve ülke adına yapılan ilerlemelerin altında imzası bulunan kişilerin isimleri mi verilmektedir? Böyle ise planlanan külliyeye Recep Tayyip Erdoğan isminin verilmesinin hiç bir meşruiyeti yoktur. 

Üniversiteler külliye olamaz, üniversite mezunu olduğu tartışma konusu olan Recep Tayyip Erdoğan’ın ismi bu kampüslere konulamaz!

Marmara üniversitesi öğrencileri bu külliye garabetine ve gerici iktidara karşı mücadele edecek, bu planı elinin tersiyle itecektir.

Tüm öğrenci arkadaşlarımızı bu gerici projeye karşı mücadeleye çağırıyoruz.

Öğrenci karşıtı, gerici ve piyasacı yaklasımların önünü açan Rektör Erol Özvar derhal istifa etmelidir!

Marmara Üniversitesi TKH Gençliği

02.09.2020

To Top