Basın Açıklamaları

YENİ BİR KUŞAK, YENİ BİR ÜNİVERSİTE, YENİ BİR ÜLKE DEKLARASYONU

Üniversiteli gençlik 2021 yılını Boğaziçi Üniversitesi’nde sermayeye, AKP iktidarına ve onun tarafından belediye başkanı adayı, milletvekili adayı bile yapılmamış bir aktör olarak rektörlük koltuğuna oturtulan Melih Bulu’ya karşı mücadeleyle açtı. Boğaziçi Direnişi gençliğin yeni bir ülke ve yeni bir üniversite mücadelesinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Gençliğin direnişini selamlıyor ve gençliği, mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz! 

1-     GENÇLİK BU KARANLIĞI YIRTIP ATACAK GÜCE SAHİPTİR!

Memleketin içerisinden geçtiği karanlık dönem tüm hızıyla sürüyor. AKP eliyle emperyalizmle tam boy uyumlu bir dönüşüme gidilerek cumhuriyetin tüm kazanımları tasfiye edilmiştir. Kriz, eşitsizlik, adaletsizlik, zorbalık ve gericilik ile birlikte bu düzen, memleketi felakete sürüklemeye devam ediyor. Bu tabloda üniversitelerimizin payına düşen ise daha fazla gericilik, orta çağ dogmatizmi, özgürlüklere müdahale, akademinin tasfiyesi, daha fazla piyasacılık, kamusal olan her şeyin yağmalanması, işsizlik, yoksulluk ve geleceksizliktir.  Tüm bu karanlık tabloyu AKP iktidarı eliyle gerçekleştiren sermaye düzeni, dün ODTÜ’de, İstanbul Üniversitesi’nde, Gezi Direnişinde ve daha birçok süreçte olduğu gibi, bugün de Boğaziçi eylemleriyle gençliğin tokadını bir kez daha yemiştir.

AKP-MHP ittifakının sıkışması ve korkusu bu süreçle birlikte daha fazla görülmüştür. Sermayenin kulu Melih Bulu gençliğin kendisine, sınıfsal karakterine ve siyasal kimliğine karşı ayaklandığı bir figür olarak ülke tarihinde yerini almıştır. Pandemiye ve okulların kapalı olmasına rağmen ülkenin dört bir yanından sesler yükselmiş; gençlik bir kez daha memleketin umudu olduğunu göstermiştir. Tutuklamalarla, soruşturmalarla bastırılmaya çalışılan gençlik boyun eğmemiş, AKP’nin üzerine giydirmek istediği gömleği yırtıp atmıştır. Gençlik, gelecek mücadelesinde yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır. Şimdi mücadeleyi büyütmenin zamanıdır! 

2-     AŞAĞIYA BAKMAYANLAR BÜTÜNLÜKLÜ BİR PROGRAMLA İLERİYE BAKMALIDIR! 

Sermaye düzeni ve AKP iktidarı gerici ve piyasacı politikalarını hayata geçirmek için gerçek yüzünü açığa çıkartmış ve gençliği tutuklamalar ile teslim alma yoluna başvurmuştur. Bugün gelinen nokta, “Nasıl bir üniversite?” sorusunun “Nasıl bir ülke?” sorusundan bağımsız olamayacağını ortaya koymaktadır.

Geleceğimiz, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençliğin mücadelesiyle şekillenecektir. Bu mücadelede, sermaye sınıfının ve onun temsilcisi AKP’nin üniversitelere dönük saldırı programına karşı bütünlüklü bir program ile yol alınmalıdır. 

Bu program, ülkeyi gericiliğe, yobazlığa, milliyetçiliğe sürükleyenlere karşı aydınlanmacı, ilerici, kardeşçe bir programın mücadelesidir. Baskıya, zora, padişahlığa, istibdat rejimine karşı özgür, bilimsel, adil bir üniversite programının mücadelesidir. Gençliği geleceksizliğe sürükleyen, işsizlik ve yoksullukla karşı karşıya bırakanların programıyla; işsizliğin yasaklandığı, asalak patron sınıfının emekçilerin gasp ettiği emeğiyle yarattıkları zenginliğin bölüşüldüğü programın mücadelesidir. Gençliğe intiharları, şiddeti, uyuşturucuyla yok olmayı layık görenlerin programıyla, insanca bir yaşamın programının mücadelesidir. 

3- YENİ BİR ÜNİVERSİTE MÜCADELESİ, YENİ BİR ÜLKE MÜCADELESİNDEN GEÇER!

Gençlik, geleceği için bütünlüklü bir programın arkasında güç biriktirmelidir. Bu program adlı adınca yeni bir ülke, yeni bir cumhuriyettir. Eşit, adil, kamucu, özgür bir cumhuriyet mücadelesidir. Gençliğe ‘’ideolojiler üstü’’ ve ‘’siyaset dışı’’ olmayı salık veren düzenin liberal ideologları aslında gençliğe, bu karanlığa mahkûm olmasını söylemektedir. Bu düzenin mutlakıyetini kabul etmeyi ve buna itaat ederek mücadele edilmemesi gerektiğini anlatmaktadırlar. AKP’nin ‘’dindar ve kindar’’ nesil yaratma girişimlerine karşı ilerici, aydınlanmacı, eşitlikçi gençlik de kendi kuşağını yaratmak zorundadır.  Okumuş insanın emekçi halkına, memleketine karşı sorumluluğu yalnızca şöyle bir misyonla yerine getirilebilir:

Bireysel bir kurtuluşun bulunmadığı, ancak toplumsal olarak bir kurtuluşun gerçek olabileceği başa yazılmalıdır. Gençliğin mücadele ederek geleceğini eline alması dışında bir alternatifi bulunmamaktadır. Bu tablodan ‘’kaçış’’ ise bu memleketi patronların saltanatına, gericilerin yobazlığına, istibdat rejiminin zorbalığa teslim etmeyi kabul etmektir. Oysa bu memleket, tam da tüm değerleri yaratan emekçilerin ve emekçi çocukları olarak gençliğindir. Bu memleket, uzun yıllardır mücadelesi verilen ilericilerin, aydınların, yurtseverlerin, işçilerin, kadınların, gençlerindir. Faşistine, yobazına, emperyalistlere ülkemizi bırakmayacağız!

4-     GENÇLİK DÜZENİN OY DEPOSU DEĞİL, MEMLEKETİN GELECEĞİDİR!

Gericiliğin, Amerikancılığın, sermaye sınıfının sömürüsünün ve piyasacılığının düzenini kurmak için el birliğiyle çalışanların bugün gençliğe dönüp söz söyleme ehliyetleri bulunmamaktadır. Gençliği yalnızca ‘’oy deposu’’ olarak gören düzen partilerinin bugünlerde yaşadığımız karanlığı ‘’aynı gemilerde’’ yol alarak yarattıklarını gençlik unutmamıştır.

Bugün de AKP eliyle kurulan yeni rejimi onarmaya, yamalamaya çalışanların gençliğe anlatabilecek bir hikayeleri yoktur. AKP iktidarının varlık sebepleri olan; memleketi emperyalizme peşkeş çekmek, toplumu dinsel referanslarla yönetmeye çalışmak, patronların çıkarları için çalışmak gibi olgular söz konusu olduğunda düzen partilerinin bu çerçevede aynı felsefe ve programa sahip olduğu görülmelidir. Yer yer, komünistlerin, sosyalistlerin, devrimcilerin renklerini göstermemelerinin istenmesinin, Gezi Direnişinden de aşina olduğumuz “flamalılar” olarak karikatürize edilen örgütlü mücadele karşıtlığının da anlamı ortadadır. ‘’Siyasetler üstü’’ diye iddia edilen tüm süreçlerde, yaratılmak istenen boşluğu düzen partilerinin popülist figürlerinin, liberal aktörlerin doldurduğu açıktır. Gençliğin artık bu hikayelere karnı toktur! Çok açıktır, bu düzen gençliğe hiçbir şey sunamamaktadır. Yeni bir düzenin mücadelesini veren komünistlerin ise alnı aktır! Gençliğin mücadelesinin biricik temsilcisi de yine yalnızca komünistlerdir. Bu memleketin, gençlik mücadelesinin tarihinde de böyleydi, bugün de böyledir! 

5-     BU DÜZEN DİKİŞ TUTMAZ, GENÇLİK SOSYALİZME VE PARTİ’YE! 

Faşisti, gericisi, liberali hepsi örgütlüdür. Tüm siyasi özneler örgütlü ve ortak bir akla sahiptirler. Söz konusu emekçilere, kadınlara, gençlere geldiğinde ise örgütlülüğü istemezler. Gençliğe böylesi bir yaşamı, böylesi bir üniversiteyi, böylesi saldırıları reva görenler de örgütlüdür. Devletiyle, polisiyle, yargısıyla, partisiyle, derneğiyle, tarikatıyla, sermayesiyle örgütlüdür. Oysa bu memleketi değiştirebilecek tek güç olan işçiler, kadınlar, gençler örgütsüzlüğe mahkûm edilmeye çalışılmaktadır. Gençliğin mücadelesini başarıya kavuşturacak olan yüzeysel aktivizm, tepkisellik, salt dayanışmacılığın ötesindedir, örgütlü mücadeledir.

Gençliği, aklını ortaklaştırmaya, emekçilerle birliğini sağlamaya, örgütlü gücünü yaratmaya çağırıyoruz. Bunun da biricik adresi, örgütlü bir işçi sınıfı partisidir. Adlı adınca güçlü, kitlesel bir komünist partidir!

TKH Gençliği olarak, ilerici, aydınlanmacı, özgürlükçü, eşitlikçi tüm gençliği Partili mücadeleye davet ediyoruz.YENİ BİR KUŞAK, YENİ BİR ÜNİVERSİTE, YENİ BİR ÜLKE İÇİN; GENÇLİK, PARTİ SAFLARINA!

TKH Gençliği12.02.2021

To Top